Mittwoch, 25. Mai 2011

CAGRI

pek bir tatsiz, pek bir tuzsuz, pek bir bana-dokunmayinim bu aralar.
icimde ki sIkIntIlarI birseylere yormaya firsat birakmadan gayet acik ve net yorumlaniyor hersey.

yildiz falim "ufak tefek miktarlar da büssürü para gececek eline" derken, hayat bana hic de öyle mütevazi olmayan bi rakam dayadi mesela bugün.

sabah o mesud eden mektupla uyandim.
actim
okudum
bi sigara yaktim
sonra ardinan bi daha
bi daha daha
anladim, kacari yok

mektup posta kutusundan cikti bi kere... devlet te onlardan yana, hukuk ta...

is yerin de ki performansi mi ölcecek olsa patron, aninda kendimi minik bir kartona iki üc parca ofis alet edevati ni toplarken bulurum. bunu bilerek calismak ise azab, bildigin iskence.
ekran da takipte ki bloglarimi okurken görünmek bile tedirgin etmez bir haldeyim.

evet bikkinim hayatim dan, yukari de ki paragraflarin suyu sIkIldIgInda geriye kalan bu.

BIKKINLIK

ne yapsam gecer diye düsündüm ve bu düsüncenin bir sonuca varamayacagini anladim. cünkü zaten bir zamanlar yapmaktan zevk aldigim seyler bile bayiyor.

BAYGINLIK

bayginlik demisken, bu gün erken cikabilmek icin, dünyanin gelmis gecmis en aptal ve ucuz yalanini (basim ve ya karnim agriyor) uydursam mi diye düsündüm. biraza daha inandirici olsun diye, ufak bir bayginlik oynamak bile gecti aklimdan.

AZMIM NEREDE



nereye kactiysaniz CALISKANLIK, ey AZIM, ey HAZ, ey ne bilim ne.

beni duyuyorsaniz, EVETe gidin!




Donnerstag, 19. Mai 2011

sizin de psikopatiniz var mi?

benim var. ara ara, varligini tam unuttugum anlar da, bir sekilde zehirini gözüme, kulagima akitan ve bundan bi hayli zevk alan bir psikopatim var.

mutsuz, umutsuz, alakasiz kisiler bunlar, etkilenme, umursama, duyma, görme desem de kendime, etkileniyorum. sonra migdem bulaniyo. kusma noktasina bile geliyorum zehirin dozu yüksek oldugun da.

dün gece, yine yeniden bir sms ile uykumu kacirdi.
kalp atislarimin hizlandigina bu denli net sahit oldum ilk defa.
gerildim, sinirlendim.
benim gibi karincalarin üzerinden atlayarak gecen birine bile vahset senaryolari yazdirabiliyor kendisi.
katil etme kapasiteli yazilar yaziyor.

onu evrene havale etmeye kiyamiyorum. kendim parcalamak istiyorum.
bi sekil de canini yakmak, fiziki acidan.
dün onu bicaklamak istedim mesela.
sonra uzun uzun katil olmanin insana ne kadar uzak görünse de ne denli olasi oldugunu düsündüm.

mantralar düsündüm.
birini kendim de cok begendim.
o cümleyi tekrarlaya tekrarlaya uyumusum.
sabah uyandigim da aklima ilk gelen yine o mantraydi.

kus tüyü yastiklar da, güvenli kollar da uyumak uyanmak varken... ben
neyse... bu da baska bir travma

Dienstag, 10. Mai 2011

ay isigin da öpüsmek disinda yapilabilecek seyler

aman bakin ay ne güzel bu gece, keske bi manitam olaydi da ben de o ayin altin da sarmas dolas öpüseydim... DEMEYIN

cünkü ayin bu kadar güzel oldugu bi gece de yapacak baska hos aktiviteler var

asagi da göreceginiz liste henüz "ah hakliymissin be kader, ne kadaaaar cok sey varmis" dedirtecek türden uzun uzadiya degil henüz (yazi basligiyla celiskiye bakiniz) emme gelisecek tir zaman icinde. büyüyüp yalniz ay'li geceler de uzun bi liste olacaktir

1) kosuya cikin, ben ciktim bu gece. tek tük insanlar var di itini cise cikarmis olan bi de ben
köpegim olsa ben de onu zirt pirt cise cikarirmiydim diye düsündüm. cevap gayet net: HAYIR.
ona klosete oturarak (ayakta degil, dikkat) cis yapmayi göretirdim. bu ona ögretecegim ilk sey olur du. kicini silmeyi hatta ve hatta yikanmayi ve taranmayi da ögretirdim. deo kullanmaya alistirir, dis fircalatirdim...

ben köpek almiyim, degil mi?

2) ay isigin da öpüsenleri (bu gece itleri cis yaparken öpüsen bi cift var di) kinayin, ben kinadim. ayip dedim, olan var olmadigi icin kosturan var dedim. akilli olun gidin eviniz de öpüsün dedim

3) ay isigin da öpüsenleri kiskanin, ben kiskandim. yanlarin dan gecerken en azindan zinde ve fit görünüp onlara "vicdan yaptirmak" istedigimden bir hizli gectim, rüzgar gibi...

4) ay isiginin pek bi özelligi ve romantizmi olmadigina kendinizi inandirin, ben inandirdim. ne bu dedim, ne kitsch bi klische... alti üstü ay, yaniiiii

5) ayin bir dede oldugunu düsünün ve bir dedenin sizi izledigini hayal edin öpüsürken, ben yaptim. ve öpüsürken beni izleyecegine, kosarken izlemesi daha az pedofile bi haraket dedim, ve hakliyim öyle degilmi. bir dedenin beni izlemesi kadar romantizmi öldüren baska bisey söyleyin bana... hadi hadi... yok dimi

6) ay'in sizi öpüsürken görünce ertesi günün yildiz falin da size gezegen dostlariyla beraber ne gibi kuyular kazacagini düsünün, ben düsündüm. deger mi? degmez tabii, akilli olun

7) ay isigin da sigara icin (bakiniz sigara öldürmüyor, spordan sonra bile), ben ictim, gayet te hostu...

ha bi de cok yorgunum
ay isigi olmadan yapilabilecek seyler listesi de gelecek...
mesela uyumak
uyuyorum.

Montag, 9. Mai 2011

tik tak tik tak ... ya da frekansini sikiim

Cok sasirtici olmadi bu duyduklarim ama birazdan yazacaklarimi bir erkedigin agzindan bire bir duymak beni kisiligimden cikardi. Konumuz cocuklar, beraberlik, kadinlar ve erkekler ve kadinlarin yasi. Sizi yormadan hemen diyaloga geciyorum bacilarim.

BEN: haftasonun nasil gecti, neler yaptin, annene gittin mi?

O: evet dün annemdeydim, pasta ve cicek aldim anneme, güzel gecti. Ablamin cocuklari da varlar di. Ufakliklari parka götürdüm, oynadik.

BEN: ah ne hos, cocuklar la oynamak cok zevkli, insan genclesiyor sanki

O: evet ama cok yordular beni, cok az gördügüm icin onlari isteklerine karsi hayir diyemiyorum. Bir tur daha, iki sefer daha derken 3 saat park ta kaldik ve öyle yorgunum ki bugün.

BEN: ee olacak o kadar, cocuklar da yorucu tamam ama senin kondisyonun la da alakali olabilir yorgunlugun

O: düsündüm de ben cocuk istemiyorum. Düsün bi, bu yasa kadar s... dogrultusun da gitmissin, istedigin zaman yatip, istedigin zaman kalkmissin, istedigin gibi harcamissin zamanini ve birden bi velet cikiyor senin bütün vaktini, enerjini, parani aliyor elinden.

BEN: ama insanin kendi cocugu oldugu zaman onunla zaman gecirmek ve ilgilenmekten zevk alir. Elamelin pici olmayacak ki senin cocugun! Hem zaten eger baba olacak olursan eminim ki ilk bi kac sene kadin evde kalacak, isinden ödün verecek. Sen ise aksamlari ve hafta sonlari cocukla alakadar olacaksin. Hem o kadar zor degildir. Belli yasa eristikten sonra hersey kolaylasir.

O: Tamam ama ben 34 yasindayim mesela, ee cocuk sahibi olana kadar belki 40 olacagim. Düsün, bir kadinla tanisip ona asik olup, beraber yasayip, evlenip cocuk isteyene kadar bi 4 sene gececek. Benim tanistigim kadinalr genelde 30 veya üzeri oluyorlar. Onlarla biyerlere varana kadar kadin belki 40 olacak. 40indan sonra da kadin icin de zor...

BEN: eeee

O: Eee si, gecenler de bi kadinla tanistim. Iyi anlastik, evlenebilecegim bi tip (bu evlenebilinecek kadinlar hakkin da ki zehirimi kismetse baska bi bahara birakiyorum!) ama kadin 35 yasinda. Ben onunla evlenme noktasina gelene kadar kadin 40 olacak.

BEN: eeeeeee bi cok kadin 40 yasinda anne oluyor. ne var bunda ?

O: ama iste, belki de haksizlik ettim kadina. Beraber olduk tabii ve ben bu cocuk isini düsündükten sonra vazgectim.

IC SESIM: öküzsünüz hepiniz. hepinizin a... koyim

ASIL SESIM: peki ne dedin kadini terk ederken ?

O: ya tabii kadini üzmek kirmak da istemedim, ben de "FREKANSIMIZ UYMUYOR" dedim.

BEN: ama kadinla iyi anlasmistiniz hani? Sence kadin bunu yuttumu?

O: bilmiyorum, ondan beri hic aramadi ve öylesine aradim gecenler de ve cevap vermiyor.

BEN: sasirdin mi peki cevap vermeyisine?

O: yooo, umrum da degil...

IC SESIM: agzina siciim senin

--------------------------------------------------------------------------------------------

evet güzel bacilarim, ne ögrendik peki biz bu yukarda ki altin degerinde olan diyalogdan...

1. hemen birini bulun, 30 olmadan evlenin, bir biri ardina sallayin cocuklari diycem

yalan söyledim :))

saka saka...

1. Pabuc birakmayalim bu ve bu gibi öküzlere

2. Her kadin gec yasta da anne olabilir, strese girmeyelim, yoga ya devam. Tabii ki 40 yaslarin da dogum daha kritik kadin icin fakat iyi giden bir sürü örnek var

3. Ve insanin yaninda böyle bi öküz olmadiktan sonra hersey icin umut var

4. Vermeyelim diycem nikahi basmadan ama olmuyor biliyoruuuum, biz de insaniz, bizim de libidomuz var allah allah yaaa

5. En azindan sadece belli bir yasi gecmeden evlenmek icin kasmayalim...

6. Evli ve cocuklu olmak zaten ulasilmasi gereken son nokta DEGIL ! (buradan Demek Akalin'i o siktiriboktan sarkisi icin kutluyorum. O kadin neden sarki söylüyor ki anlamis degilim!)

7. Adamin öküzlük derecesini ögrenin !

8. Bunun icin bir takim testler yapabilirsiniz, ben hep yaparim. Test sonuclarimin iyi oldugu söylenemez emme insan kendini testi yaptiktan sonra daha iyi hissediyo... aptal durumuna düsmüyo en azindan.

unutmadan...
yukarida adi gecen kisi akademisyen, modern gecinen, disardan gayet hos ve ici bir hayli bos ve celiskili biri(ymis) bugün anladim. Aninda sildim...

Evet bacilarim. Bugün pazartesi ve canim sikkin... ve disari da 25° günesli bir gün... ve ben ofiste, bikkin ve isteksiz...

daha ic acici seyler yazmak umuduyla

Freitag, 15. April 2011

öyle cok sey oldu ki ----ya da---- yok be bi bok oldugu yok

TATIL------------------------------------------------------------ bi tatil yaptim üzerinden 3 hafta gecti neredeyse nesini anlatsam bilemedim. iste öyle günes, kumsal, kitap, dergi, özlem ciplak yasli vücutlar, uygunsuz ciftler, ve onlarin picleri sonra Heike ve Achim, Jauch, Gabi ve o dillere destan mimikleri sonra efenime söyliyim, dengesiz bronzlasmalar, yerli yersiz günes yaniklari aaaaaaaa unutmadan "tàk tàk tàk" ki onlar kendilerini biliyorlar evrenin hain oyunlari ve bu tatile damgasini vuran en salak davranis ise "all inclusive" alip "pehriz" yapmak... "bu ne all inclusive, beune pehriz, bu ne lahani tursusu" dediginizi duyar gibi oldum sanki unutmadan tatile damgasini vuran terim ise "permatüre menapoz" oldu!! TATIL Sonrasi ilk hafta------------------------------------------------------------ is basi yapmanin verdigi dayanilmaz agirlik ikinci günden bindi üzerime yapacak bisey yok tu, calistim, cok calistim, aferin aldim... galiba yakinda bi maas artisi beklenebilir TATIL Sonrasi ikinci hafta------------------------------------------------------------ hatirlamiyorum, sanirim calistim TATIL Sonrasi ücüncü (yani bu) hafta -------------------------------------------------- bu konu hakkinda özel bi yazi tasarliyorum tek basina ayakta durabilecek bi yazi olacak cünkü icinde "somon baligi, gazete muhabiri, champagne, is arkadasim ve eski sevgilisi, yeni sevgilisi, taksi soförünün atmak istedigi kazik, ertesi günün hangover'i" gecen yazi aksama blogda olacak. ilgililere duyurulur simdi biraz gidip bankaci durusumla bi kac kisiyi üzeyim bari.

Montag, 21. Februar 2011

ic sesim

heyecanla baslayan günler var di bir zamanlar.
sabah uyanirken, dusa girerken, ne giysem diye gardrobu alt üst ederken, makyajin son retüslerini yaparken anlamsiz, sacma ama mutlu eden bir heyecan.

sanki o günmüs gibi, o önemli gün, o ilerde sIk sIk hatirlanacagini sandigin, herseyin degisecegi, hayatin o bir tek önemli günü, o degisimin günü, o her siktiriboktan sacmaliga (adina zamaninda sevgili iliskisi dedigin) sünger cekecek, gercek esas ve kalici olana temiz bir sayfa acacak, O GÜN sanki o günmüs gibi.

öyle sürer gecer di O GÜN. is yerinde, ya da okulda, her ne yapiyorsan artik sokakta, markette, sinemada o tatli heyecanin kelebeksi hafifligin de gecer gider di o gün de. hafifligin verdigi aurayla cekerken güzellikleri ve günün sürprizlerini üzerine, unuturdun o günden olan beklentini... öylesine yasardin ani.

o gün güzel gecer di. genctin, tazeydin. sabah uyandigin da bile güzeldin. öyle takip üzerine en eski kotunu ve yikanmaktan incelmis t-shirtini Cannes film festivaline giderdin belki de düsünmeden. kara listen bu kadar kabarmamis ve umutlarinin stocku bu kadar bosalmamis ti o günler de.

pembe renk ya da cicili bicili seyler sana yaslandigini hatirlatmazdi o zamanlar. herseye acik, hekese bir sans verebilecek kadar yeniydin hayatta. gülümseyebiliyor dun bi cocuga, dilini cikarabiliyordun. bir erkegin bakislari seni rahatsiz etmiyor, aksine seni sevindirebiliyor du tramvay da. gözlerin bakiyor du, görmek, görülmek icin.

hayatta yoktun, var olmak icin cabaliyordun.

simdi varsin, kaybolmak icin ugrasiyorsun ey SEN.


Sonntag, 13. Februar 2011

Kader di bu belki de - ya da - bos bardaklar

seneler sonra dün aksam tekrar gittim oraya.
orasi ki 5 yil boyunca 4 aksami gece, geceyi sabah ettigim.

bardaklar var di tezgahlarda
dolu, bos, kirli bardaklar

icgüdüsel olarak boslari toplamak,
birilerinin siparis vermek istedigini fark ettigim de "ne alirdiniz" demek,
1 metrekarelik kücük mutfagim da ki kirlileri yikamak, sarap bardaklarini parlatmak
geldi icimden

icim doluydu o yillarin agirligiyla.
icime icki doldurdum.
icim sarhos oldukca,
disim dans etti.

dün aksam görmeyi arzuladigim kisi o yillardan kalma biriydi
bir geceydi sadece benim eglendigim o yerde
25inci dogum günüm dü
25 kisi davetliydi
24ü gelmis
geri kalan 1ini bekler olmus tu gözüm
sonra gelmisti o hic 1lesemedigim kisi
sonra gece olmustu
o 1 kisi gitmis ti
bense bir sifirdim
1 - 0 maglub!

dün aksam beklenen degil beklenmedik biri cikageldi gecmisten.
8 sene sonra karsimda duruyordu.
sasirdim!
sasirdi!
elimi uzatmak bile aklima gelmedi, garip oldu.
biraz kilo almis, göz altlari hafiften kirismis, kivircik saclari kesilmis, gözlüklerinin yerini lensleri almisti.
sasirdim.
sasirdi.

iyi görünüyormusum hala, hic degismemisim, yaslanmamisim, aksine daha... bilmem ne...

benim tecrübesiz, kendime küs, gelecegimden endiseli, dünyaya karsi durdugum, herseyin ne kadar boktan oldugu zamanima denk gelmisti.
yazik ona. cok eziyet etmistim.

konustu.
konustum.
cok sordu, az anlattim, cok ictim, cok sarhos oldum.
dans ettik.

tuhaf! benim aklimda kalanlar la onun hafizasina yer etmis olaylar ne kadar farklilar di. o detaylari sever di. surda sunu demistin, burada masadan kalkip gitmistin, tavlada yenilince elimi isirmistin, su aksam bize su yemegi yapmistin... tenin hala o kadar ipeksi mi...

ona bir kitap vermisim ayrilirken, hem de kötü niyetle ve verirken "bak bu kitapta ki ana karaktersin sen, sen hastasin, oku ve gör kendini" demisim...
unutmusum, hatirlayamadim.
ne ayip etmisim.
hak etmistir, kim bilir!

tuhaf! yasandiktan sonra kötü olanlari hafizadan silme gibi bir self-cleaning-fonksiyonu var ise beynin, benim beynim bu konuda kendini asmis. iyiler kalmis hep anilarim da. kizmak seneler sonra, sacma! o anlattikca zaman zaman hatirladim bazi seyleri. kizamadim, ne kendime, ne ona.

biz cocukken birlikte olup küs ayrilmistik, ve büyümüs halimizle barismak icin tekrar karsilasmistik.
Kader di bu belki de.

ve biz cocukken basarmadigimiz birseyi basardik.

dost olduk.

Samstag, 5. Februar 2011

anliklar

..........................................................

bir yerde duruyor öyle ask
bana bakiyor ben görmeden
ne o bana geliyor
ne ben onu görüyorum

bir yerinde duruyor ask hayatin
ne o beni buluyor
ne ben onu ariyorum

bir yerinden kaniyor ask
bir yerimden kaniyorum
bir yerim cok aciyor
bir yerim uyusuk

Donnerstag, 3. Februar 2011

eger bu is olursa

eger bu is olursa kisa zamanda köseyi döndüm demek
eger bu is olursa ve o malum köseyi dönersem albümümü cikarmaya param olacak demek
eger bu is olursa ve param olursa ve albümüm cikarsa rüyam gercek olacak demek
eger bu is olursa 5 sene sonra tasiniyorum demek
eger bu is olursa ve tasinirsam iste bu Istanbul demek
eger bu is olursa ve Istanbul olursa iste bu ne demek

bilmiyorum


noooooooooolur olsun bu is

enerji enerji enerji yollayin bana

Dienstag, 1. Februar 2011

özel-lesme!

özel oldugunu sanan insanlardan SIKILDIM özel-olmama özelligi daha sempatik gelmeye basladi
pardonsiz de özel degilmisiniz tamam hadi gelin bir kahve icelimbasit islerle ugrasalimkahvenin yanina zincirleme sigara icelimkonusmasak ta olurben benimsen de senözel olmayalimne olur
sade icerim kahvemidüz kahveo da özel olmasin bi zahmetsöyle en basit kupadadesensiz mesensiz
beyaz icine siyahne zor ne yorucu olsun bakislarinizkafam kaldirmiyo da
janjanli janjanli kendinizin bile anlamadiginiz cümleler kurmayin ne olur
peynir ekmek gibi olsun bulusmamiz
peynir ekmek gibi bir hayatbasit ama lezzetli
domatezi cok severimsöyle sirinimsi olacakdaha si varmi de bana
peynir ekmek domatezhatta sarkisi bile var bu üclününnar gibi domatezle beyaz peynirbir parca ekmekle beraber getir falan diyecocuklugumun sarkisisiz de söylermiydiniz bu sarkiyi cocukken
özel olmayalim ne oluren basitinden olsun hayaten lezzetlisindenbeyaz carsaflar gibi berrak olsun hersey
cok bir sey istemiyorum biliyormusunuzsiyah bir cift ayakkabimiki pantolon degistirerek giydigimbir iki bluzümiki tabagim, belki bir ücüncüsübir iki ayni setten olmayan catalim kasigimkeskin bir bicakkeskin bir bakisbakislar nasil keskin olurlar kibakarken kesen biriyle hic tanismadim benkeserken bakan cok gördüm amaben meselabakmadan kesemiyorum sebzeyicok imrenmisimdir iyi ascilarabakmadan tak tak tak tik tik tikkeserlerhepsi ayni boydadir parcalarinneyseben iyiyim
siz nasilsinizaman özelinizi anlatmayin banaözel de olmayindaha önce demistim galiba...

Donnerstag, 27. Januar 2011

cebimden cikanlar, cebimde kalanlar

sira sira baktim her isme silmeden önce
ilk nerede tanimistim onlari
kim di onlar
neden girmislerdi hayatima
telefon listeme
gözüme
kulagima

sildim
bir cogunu sildim
telefonumda eni sonu 30 isim kaldi
sildim
rahatlarim


alis-veris

öyle biriyle tanistim ki
o hem satip, hem satin aliyor
hem verip, hem aliyor
öyle ilginc biri ki
hayran kaldim
nedir bu düz olmayan her yolun beni kendine cekisi

Dienstag, 25. Januar 2011

spor güzel sey

orasi garip bir yer
günümüz dünyasinda kadinin ve erkegin emansipasyon sacmaligindan uzak yani sadece kadin ve erkek olabildigi nadir yer
evet sevgili okuyucu, orasi bir spor stüdyosu

***statünün, giyim kusamin, bilginin, birikimin, egitimin ve kültürün anlamini yitirdigi ve salt gücün, kuvvetin, kaslarin ve dayanikliligin gecerli oldugu yer.

spor stüdyosu

evime ve ofisime en yakin spor stüdyosu oraydi, fiyatlar makul, donanim yeni, gicir gicir...

kaydimi yaptirmistim ve gittigim ilk haftalar tatil günlerine denk geldigi icin pek dolu degildi...

ocagin ikinci haftasindan itibaren daha sik gitmeye basladim, hersey Lormaldi

taaaa ki dün aksam ki gidisime kadar!

iceri bir girdim, aman tanrim, öyle kalabalik öyle kalabalik ki... her aletin basinda hem biri var hem de bir baska kisi alet yaninda sira bekliyor...

agirlik egsersizleriyle baslayayim bari dedim.

aaa bunu da anlatmadan gecemiycem, ilk deneme günümde PÖRSINIL TREYNIRim bana kadinlar mi yoksa karisik bölümde mi spor yapmak istedigimi sordu... ortaya karisik aliyim dedim... karisik iyidir, insan bakar, görür, gaza gelir baabinda. yalniz antreman yaptigim ilk gün ise seceneklerden eledigim su KADINLAR kogusuna bir göz atmak icin girdigim de, kadinlar icin düsünülmüs agirliklarin renginin pembe ve agirliklarin 15 kiloyu gecmedigini anladim... dogru kararmis verdigim, kim ugrasir öyle 3le 5le...
amacim belliydi, ben kas yapacaktim, idolüm Madonna'ydi...

neyse dün aksam KARISIK agirlik bölümüne girdim ki ne gireyim... sanki dersin Michelangelo'nun duvar boyamalarindan atlayip gelmisler, edeleli vücutlariyla... hepsi 50ser 70er 100er kilo agirliklari kaldiriyor, itiyor, kakiyor... ezik halimle elimde ki spor planima bir göz attim... 20 - 25 kilo agirlikla calismam gerekmis... onu ancak kaldirirmisim... tamam iyi de agirliklari ucuna takacagim kazik zaten 15 kilo cekiyor... bos bir kazik buldum, ucunda son antreman yapmis Adonis'in 50likleri takili...
haydaaaaaaaaaaaa...
yanimda kollari benim baldirim kalinliginda (ki sorun bölgem baldirlarim) duran erkeke bana yardimci olabilirmi diye sordum.....

iste yazimin en basinda demek istedigim sey tam buydu!
.
Erkek gelir edeleli vücuduyla, zayif ve gücsüz kadina yardim eder... O an yine yazimin basinda yazdigim bütün o uyduruboktan özellikler*** önemsizdir... O erkektir, daha güclüdür... Kadin bedenen zayifir ve yardim almaktan baska caresi yoktur... Dünya o an olmasi gerektigi gibidir... Hersey yolundadir...
.
Evet 25 kilo agirligi 15serden bir dakika arayla 3er set kaldirdiktan sonra baska bir aletin basina gittim. Orada sira beklemem gerekiyordu önümde ki solaryum yanigi aptalin isini bitirmesi icin... Kendince bana gentlemenlik yapacak ÖKÜZ. Egzersizi bitti, kalkti, kalkarken bana agirlik anahtarini kaca takmasini istedigimi sordu tam söyle...

"kaca takayim 10mu 15mi?"
planima baktim "25" yaziyordu
"40a tak!"

onu sasirtmak, gicik etmek, kafasina sicmak istedim. Öyle havali, öyle kendini begenmis, erkek olmayi kadin olmaktan öyle daha iyi bisey olarak bellemiski... sanki dogmadan annesinden kendini erkek cinsiyetli ismarlamis... APTAL!

"bu sana agir olmazmi?" ---gicik asagilayici bir gülüsle beraber

"olmaz!"

"ben 40 ile isinma hareketi yapiyorum" ---yine asalayici bir gülüs

"tebrikler"

"anlamadim"

"belli olmuyor :-P " gicik bir gülüs de benden ÖKÜZe gittikten sonra egzersize basladim
.
fekaaaaaaaat öküz arkasini dönüp uzaklasirken anahtari 40tan 30a indirdim :) havlumu da agirligin göründügü yerin üzerine attim... Öküz biraz ileride bir alete gecti... arkasini dönüp beni test ediyor 40 kiloyu cekebiliyormuyum diye... ben ise biraz tiyatroyla cok zorlaniyormus gibi yaparak ve arada öküze bakarak yapiyorum egsersizimi...

öküz yutmustu oyunumu kiiiiiii

karsimda bana dönük olarak antreman yapan Seker Seyin bana bakip gülümsemesini sakladigini fark ettim... beni görmüstü. YAKALANMISTIM :) agirlik anahtarinin yerini degistirdigime dair bir sahidim vardi!!!!

arada Seker Seyle bakisip gülüserek bitirdim egzersizi...

dinlenme bölümünde yanima geldi seker sey...

"ne yaptigini gördüm"

"biliyorum"

"neden yaptin bu oyunu?"

"öküz o ondan yaptim"

"sizi izledim"

biliyorum

"iyi yaptin"

"biliyorum"
.
.
bu aksam yine stüdyoya gidecegim
bakalim ne gibi haylazliklar beni bekliyor :)

spor güzel sey, hep demisimdir!


Samstag, 22. Januar 2011

parantez

bir zaman dilimi olsa, zamana ait olmayan
gizlilikleri, yasanmamasi gereken yasanmisliklari oraya sIkIstIrabilsem
zamanimdan bir parantezle ayirabilecegim genis bir zaman
parantezin icerigi zamanimdan büyük olurdu sanirim


Freitag, 21. Januar 2011

eger öyleyse

günlerden herseyi birakip kacmak istedigim bir gün...
birine yazdim, umutsuzca yazdim
umutsuzlugum dogurdu simdi ki umudumu
neler olacak bilemiyorum
fakat olacak biseyler
hissediyorum

belki bir gün aradan gecen zamanin bana göstereceklerini gördükten, sevdikten sonra bu yazimi düsünüp gülümseyecegim

ve

biliyordum
o gün tam olarak neler olacagini bilmiyorumdum
ama biliyordum diyecegim

ya sabir!

Mittwoch, 19. Januar 2011

Özgürmüyüz gercekten

belli özgürlüklere sahip olabilmek icin para gerek, tatil yapmak, sevdigin bir kiyafet almak vs vs.

bi de o parayi kazanirken vazgecilen özgürlük var... yani birini alirken, digerinden vazgecmek. biri digerini götürüyor yine... hangisinden ne kadar kaliyor...

istemeye istemeye ögle yemegine cikmalar sikici meslektaslarinla... kisisel fikirerini her daim icinde tasimak, icinde kalan ve risk almamak icin söyleyemedigin cümlelerin oturmasi migdeye...

ögle paydosun da bile is konusmak.

ya da isyerinde ki budalalara özel hayatlari hakkinda sorabildigin sorularin sene icinde ki tatil planlarindan ibaret olmasi.

her gün icine girdigin takim elbisen, cazibeli görünmemek icin her gün bagladigin saclarin. saclarin bile ÖZGÜRCE dansedemiyor bankaciysan.

her gün selam veriyor insan koridorda karsilastigin insanlara

günaydinlar-----

tünaydinlar-----

iyi mesailer-----

iyi aksamlar----

iyi hafta sonlari-

iyi tatiller------

-iyi-

-iyi-



her sey bu kadar iyi mi gercekten?



iyi degil!

----------------------------



suracikta soyunsam ne olur acaba

.

sira sira dayatip onlar hakkinda asil düsüncelerimi ve basarak ISTIFAmi patrona...

.

hatta ISTIFRA etsem gitmeden masasina

.

siktir olup gitsem hemen simdi suracikta

.

eve gidip bir BAVULa doldursam en kiymetlilerimi

.

kotumu tisörtümü giysem

.

bir bilet alsam TEK YÖN

.

tek tek kurtulsam agirliklardan

.

adim adim özgürlüge

.

.

.



iki lokma bir dösek degilmi sanki ihtiyac olunan...

.

bir rapor yazmam gerek simdi, sonra da patrona kakalamak duymak istediklerini...

.

sigara molalari da olmasa

cekilmez olurdu hayat!

Montag, 17. Januar 2011

yaslanma belirtileri

durgun bir haftasonu planlarim bir anda bozuldu. tam evim temiz, camasirim bitti, cayimi da demledim, sigaram paket paket ve artik hazirim derken... evet o malum kisi kendini bil(ir)mez aradi. iptal olmus usher konseri, hadi gel takil dedi, bilmem ki dedim, bir iki kadeh dedi. tamam dedim. giyindim kusandim, sonra spor ciktik dedi. cikardim 10cm liklerimi, giydim conversimi. sadece bir iki olacakti ki... olmadi, olamadi, bir iki de kalamadi.

ilk defa gidiyordum, heyecanliydim... erkegin erkegi, kadinin kadini yalayip yuttugu o yeri hic duymamistim daha önce. okumus, duymus, izlemis ve onlari kafam coktan tolere etmisti... peki neydi o bön bön bakislar... dans edilen yere indik, inerken gözüme takilan kadinliktan uzak kadinlar ve adamlardan hoslanan cok hos adamlar... vah vah, bir iki lokumu da kapan yine adamlar. iniverdik, sigara dumani, ortama bir esrar katan suni duman, farkli parfum kokulari birbirine karismis. müzik güzel.

gözler üzerimizde, gözlerim üzerinde

icimden bir ses bakma diyordu fakat alamiyordum kendimi incelerken kadin dilini yine bir kadinin agzinda. anladim ki hic bir önyargim olmamasina ragmen inceliyordum etrafimda ki homosexuelleri...

dans mans, elma-martini derken bir dans kurdu uyanmisti icimizde ve attik kendimizi baska bir clube... önce club dolu dedi kapida isini cok ciddiye alan bir kapici, bu ara kapici lafina cok gücenirler securityler... herneyse tam umudu kestik, küfürleri siraladik gidiyorduk ki gecelerin adami cikti köseden ve cok dolu clube girdik suratimiz da 'hani cok doluydu... yedinmiiiiiii' ifademizle...

sabahin körüydü eve geldigimde
ve artik genc degildim
bütün pazar + pazari pazartesine baglayan gece ufak su, yemek ve cis molalariyla uyanip, ihtiyaclarimi görüp yine uyudum

ha bir de...
22 ne güzel bir yasmis
bir ingiliz ne kadar güzel almanca konusabilirmis
ademoglu ne kadar uzun boylu olabilirmis ve 169luk kizcagizi zip zip ziplatirmis boyuna yetismek icin
sigara hala en sosyallestiren maddeymis
eve servis pizzacilar pazar günleri icin uydurulmus en top isletmeymis

ve

veda kendi kafasina göre hareket edermis, sen vedani etsen bile o yine istedigi zaman gelirmis (bu son cümlede kendini bilir kisiye)

Samstag, 25. Dezember 2010

just being back

döndügümden beri mutluyum
hatta cok mutluyum
sebebi ise sadece geri dönmem
degisen bi sey yok aslinda
sadece sevdiklerimin altini cizdim kalin bir kalemle
ne cok sey varmis sevdigim
ne cok sey ugruna geri dönülecek
mutluyum


Sonntag, 19. Dezember 2010

uyku

uykuya dalamiyorum
uykusuzum 48 saattir, uyku terk etti
bi film izlemek, sona gelmeden biraktigim bir kitabi okumak ya da nette dolanmak eskiden ise yarardi
eskiden
simdi ne gerek uykuyu selamlamak icin

Sonntag, 12. Dezember 2010

o daha cok kücük cok yabanci hayata, hatta hayata dair hic bir sey bilmiyor. o benim uykularimi bölüyor, icimi dagliyor, beni acitiyor. elim dilim tutuldu. son 3 ayda iki kasin arasinda ki o iki cizgi iyice derinlesti. yüzüme bakmiyor, bakamiyor belki, bir baksa tasacagim belki. her gecen gün batarken o farketmeden, ben ölüyorum sanki yavas yavas. ne agirliklar yükleniyor bilmeden kücük cocugum. kiziyorum, ifade edemiyorum. seviyorum ama artik gösteremiyorum, uzak benden, bizden, kendinden, hayattan. herseyden uzak. bos bos bakiyor artik gözleri. bütün acilarini yüklenmek istiyorum onun adina. kiyamiyorum. birsey yapamiyorum, kilitlendim. bütün dogru bildiklerim silindi sanki. ona birsey veremiyorum.

eski resimlerine bakip, yillari geri getirmek istiyorum.
hatirliyormusun, elinden tutup seni ilk okul gününe götürmüstüm. sen de bana "abla, okul zormu" demistin. "hayir, sen cok akilli bir kizsin, sana cok kolay gelecek" demistim. o güne geri gidelim ne olur. ne benim kaslarimin arasinda ki cizgiler bu kadar derin, ne de senin omuzlarinda bi yük vardi. o günün pariltisini gözlerinde bir daha göremedim. nedir seni bu kadar cabuk tüketen. bu kadar cekilmez ne var di hayatinda. düsündügün kadar zor degil hersey. hem sen hala akilli bir kizsin benim icin.

sen kücükken odama gizlice girmeni istemezdim.
hadi gel simdi, gizlice gir yine odama
saklan yorganin altina
bütün esyalarimi karistir
topuklu ayakkablarimi giy gizlice
makyaj malzemelerimle resim yap hadi
hadi
hadi
haki gel artik