Sonntag, 28. Februar 2010

KISIR

kazananilan hersey birsey kaybettiriyor
herseyi kazanamiyor insan
ama herseyi kaybedebiliyor
ne acimasiz bir denklem su hayat bazen
veriyor alacagini bile bile
ne yüzsüz ki istiyor güle oynaya eline biraktigini
sonra küsünce haylaz bir cocuk gibi, geri istiyor sevinclerini, sürprizlerini
kala kaliyorsun en dogal halinle
ya bizim hayata verdiklerimiz
onlari nasil alacagiz ayni hayattan






Dienstag, 23. Februar 2010

yine

bir gün daha gecti
bir gün daha böyle
bugünün dünden farki ne
yine kus tüyü yastiklarda, diken diken
yine elimden düsmeyen sigaram, hic sönmeyen
yine ben varim
yine O yok
yok

Montag, 22. Februar 2010

x2 mi yoksa /2 mi

ne güzel bir gündü bu böyle, bir pazar gününe yakisan her seyi yaptim diyebilirim
evimi toparladim, camasirlarimi yikadim, ütüledim, bir film izledim, biraz kitab okudum, aksam bir sarab icmeye ciktim Özlemle... bekar bir pazar...
simdi düsünüyorum da, eger single olmasaydim nasil gecerdi bu gün, ne gibi katkilari olurdu o ulasilmasi zor kisinin? ya da ne gibi götürüleri? ayagimin altinda dolasip beni ugraslarimdan alikoyarmiydi, yoksa sirinlikler yaparak mi beni yapilmasi gerekenlerden vazgecirirdi?
tembellige mi sürüklerdi beni varligiyla? yoksa planlarina tutkusundan kosturmacaya mi iterdi beni?
bu sorular var su an kafamda, bu güzel gün o kisinin varligi ile ikiye mi katlanirdi, yariya mi bölünürdü...
bu ev cok bakire
bunu degistirme zamani...
bu yazdan cok ümitliyim :)

Freitag, 19. Februar 2010

Terziydi Annem


elektirikli olaninda alamamisti o zamanlar
cünkü aza kanaat ettigimiz zamanlardi onlar
ayakli bir dikis makinesinde kazanirken ekmek parasini gün be gün
bana ne hos gelirdi cikardigi tikirtilar
aglarmis annem o zamanlar ama benim cocuk kafam algilayamamisti
makinenin cikardigi seslerin hickiriklari bastirdigini

terziydi annem
köy terzisi

gece calisirdi kücük ve soguk odada
ninemi, dedemi, o zamanlar ilk askini yasayan dayimi ve beni rahatsiz etmemek icin emek tikirtilariyla
iyi terziydi annem
köy terzisi

sifonlar, ipekler degerdi yorgun ellerine annemin
üzerinde basma entarisiyle dikis dikerken
ama ipek gibiydi annem
eli, yüzü ipek
yüregi ipek
entarisi basmaydi
ama has ipekti annem

kücük köyün dul terzisiydi annem
benim icin sadece annemdi ve bilemiyordum o zamanlar dul kelimesinin anlamini
ve anlayamiyordum anneme neden bu adi taktiklarini
anlamiyordu cocuk kafam annemin hüznünü, feryadini susarken
susardi annem, gerekmedikce konusmazdi da
kelimelerini biriktirirmis meger
oysa konusmaktan hoslanmiyor sanirdim ona bakarken

cirkin ve bazen sisman kadinlar gelirdi dikis icin
ve cekilen emegin aksine hic mi hic yakismazdi cirkin kadinlara annemin diktikleri
"ama bu istedigim gibi olmamis, iyi dikememissin" dediginde o kadinlardan biri anneme
arada kacamak bir gülüs atardi bana annem somyanin kenarinda otururken
ve cocuk kafamla bile anlardim kusurun emekte degilde kadinlarin obez ve bicimsiz vücutlarinda oldugunu
susardik annemle
ama gözlerimiz kahkahalar atardi gizliden

ben cocuktum o zamanlar
simdi annemin sayisini bilmedigim kadar cok dikis makinesi var,
elektrikli olanlarindan
ama bunlarin sesleri bi garip, tikirdamiyorlar
cok sevinecek yarin ona bir eskiciden bulup aldigim antika ayakli disik makinesini hediye ettigimde

ipek gibiydi annem
alli, morlu
ve masallar anlatirdi bana gizli bahcelerden
beraber uyurken kalp atislarini dinlerdim annemin
bir nefes araligi digerinden daha uzun sürdüyse,
avucunun icinde tuttugu kücük elimi kimildatirdim
daha siki sarilirdi o zaman bana annem

terziydi annem
köy terzisi

Matematiksel Anlamimiz

Senmisin celiskili, 2lemli
Yoksa benmiyim 0 olan
2mizin toplami 5 para etmiyordu zaten
Hic 2miz oldukmu bilmiyorum
0dan fazlasini olamadik
Ya sen 1din ben 0
Ya ben 1 sen 0
Yada 2mizde 0dik
2mizin ne toplami nede carpimi 1 etti
Ne 1beden olabildik, nede 1fikir
Topladim, carptim, böldüm
Seni benden, beni senden cikardim
Eksildikama ben zaten eksikdim
Battik ca battik
0 hangimiz isek ne toplanilir, nede carpiliriz
Ne 1, ne 2, nede 1+ 1 = 3 oluruz
Ben 1e raziyken sen 0 olmadin 1imiz icin
1 olmanin yükünü göze almistim
Hatta sen 1 olsaydin ben eksiltebilirdim kendimi
Beraber 1 olalim diye
Matematiksel bir anlamimiz bile olmuyor görüyorsun
Sen neysen o kal, ben artik kendimi dogal sayilarla toplamak istiyorum

-Bana Yolculuklar-

Bu gün bir yolculuga cikalim seninle
Bana dogru, en iyi bildigim yol bu
Gezinmek istermisin bahcelerim de
Susayinca, icersin ruhum dan dolu dolu

Daglarima cikmaya solugun yeter mi bilmem
Yorulursan dinlenirsin lavanta tarlalarim da
Hava bozarsa, gögüm kararirsa aniden
Sariliriz zeytin agaclarimin altinda

Umudumun ormani, bak ucurumumun arkasinda
Incitmeden basabileceksen ayagini topragima
Ve, üzerine basmadan gecebileceksen son yapragina öksüz yoncalarimin
Sana da bir fidan adarim, yetismemis olanlarin yaninda

Kavsaklarima cikmayalim, sehrim karanlik
Sokaklarim dardir, gecemeyebilirsin
Yikik evlerimin önünden gecerken, bir anda
Ürküp, digerleri gibi, geri dönebilirsin

Düz yollarin avaresiysen sen de
Cikmaz sokaklarim da kaybolabilirsin

Denizi mi görmeden tepenin ardinda
Yorulup ben den vazgecebilirsin...

Donnerstag, 18. Februar 2010

yilin ilk pembe gün batimi


bugün aylardan sonra yine gökyüzü kendini pembelere bürüdü
GÜNES cikti bir ara ve ben elimde bir sigara günese selam verdim
nerelerdeydin dedim, ne kadar özlettin kendini, neden hic ugramadin, oysa arayi acmayalim demistim ona, GÜNEse
bir sigara süresi yani benim tiryakilik derecemde (ha bir de is yerinde oldugumdan icinde bulundugum zaman baskisini faktörünü de hesaba kattigimda) 3 dakika kisa geldi, bir sigara daha yaktim...
CEMRE mi düstü acaba topraga...
CEMRE, ne hos bir sözcük, cocukken merak ederdim Cemreyi... EMRE adini animsattigindanmidir bilmem ama CEMRE yi bir oglan cocugu sanmistim yillarca :) ve icten ice endiselenirdim, düstügünde bir yerini kirmismidir diye oglan cocugu CEMRE...
CEMRE, mavi gözlü, sarisin oglan cocugu, sarisin cünkü altin sarisi saclari GÜNESti onun, o düserdi ama bahar gelirdi, onun cani yanardi ama ben isinirdim...
"Oglum olursa adini..." diye baslayan cümleler kurmayi sevmem AMA :)))) oglum olursa bir gün ki, KADER kismet acisindan sansim pek yaver gitmesede, biyolojik acidan yumurtalarim gayet saglikli(ymis, dokturumun yalancisiyim), adini CEMRE bile koyabilirim :)))
son cümle karisti biraz, ama hayali bile güzel CEMREnin...
hayalimde ki CEMREye benzeyen oglan cocugu ise, bir cok evin duvarinda asili duran, insanin baktiginda icini parcalayan, ve hep aglayan bir de ismi de zaten "aglayan cocuk" olan talihsiz cocuktur, sol yukarida göründügü gibi
bu tablonun duvarlarda asili durmasina anlam veremezken bir bakmisim benim blogumda... büyük konusmamak gerek dimi ama :))

yesilcam agziyla "CEMREEEE Nogluuuummm" der ve cikarim!

Dienstag, 16. Februar 2010

ÖLÜM

ölmek mi zor
öldügünü bilmek mi
öleni özlemek mi zor
ardinda kalanlari gözlemek mi

öyle de zor
böyle de zor

ölüm zor be
her haliyle zor

ölen ol
öleni seven ol
ölmeyen, kalan ol

ölüm zor!

Freitag, 12. Februar 2010

O AN

O an gelir
Ve ceker yalnizlik perdelerini gecelerime
Umudun isigi sizamaz olur icerilere
Ne gücüm vardir karsi koyacak, ne de takatim silkinmeye
Sebebini anladigim takintilarimla basbasa
Ve artik severek garip yanlarimi
Otururum en tenha kösesinde hayatin
Iskenceden cikmis yüregim vardir titrek elimde
Sorgum coktan bitmistir ama sorularim vardir hala ceplerimde
Cevap verememisimdir kirik kalbime
O an gelir
O an her gece
Ve ben gitmek isterim

Dienstag, 9. Februar 2010

kabullenmek

kabul etmek ne zor seydir
hele de kabullenmemek icin caba sarfedilmisse, ve yine de yenik düsülmüsse
elden gelen yapilmis ama degistirmeye güc yetmemisse
sessizce kabul etmek vardir ki, o en üzücüsü,
cünkü yenilgi artik gerceklik olmus ve icindeki rebel de susmustur artik
yakmiyor, yikmiyorsundur ortaligi, kabullenmek istemeyen diger yanin da artik kabullenmeye baslamistir
kabullenememek ise, eger yenilgi kacinilmaz olmussa,
kabullenmekten önceki kavrayamama dönemidir, saskinliktir,
akil almak istemez gördügünü, göz inanmak istemez, bir yalan olsun der insan icten ice
bir kabus olsun bunlar, uyanayim diger gercege...
zordur kabullenmek

Montag, 8. Februar 2010

yazmak istedigim kelimeler henüz dogmamis gibi
sanki yetersiz kalacak mevcut olanlar
mutluluk la mutsuzluk yetersiz kaliyor anlatmaya, bu ikisinin öyle ara tonlari, öyle minörleri majörleri var ki, integralleri, türevleri, limitleri ve sinirsizliklari
koydum boslugu bir pazar gününe ve limitini cikardim umudun...
oturdum simdi gauss'un cani-nin en tepesine ve izliyorum yukardan asagidaki zaman skalasinda ki normal-dagilimli kafalari
ya ben cok yüksekteyim, ya da onlar cok düzlükte
herneyse migdem bulaniyor yine
dagittim galiba kendimi
ortaladim, ortalandim ama hala ortasini bulamadim



Mittwoch, 3. Februar 2010

nasil yani...

bugün düsündüm de...
bugünlük hersey yolunda
hersey olmasi gerektigi gibi
ne mektubum var okunacak,
ne faturam yatirilacak
ne evde isim yapilacak,
ne kasim alinacak,
ne sacim boyanacak
bu-gün
garip
1
gün

Dienstag, 26. Januar 2010

Mogolistan 20bin Türk damat ithal edecek!!!

Yok efendim Mogolistan'da 6 kadina 1 erkek dü$üyormu$, yok Mogolistan bu durumdan cok $ikayetciymi$... Tamam, kilometre kareye 1,7 kisi düsüyor. Büyük bir lüks, TR nin iki kati büyüklügünde bir alanda yasayan insan sayisinin 3mio yu bulmamasi da fuzuli bir durum naklediyor...
AMA
Mogolistan neden 20bin Türk damat adayi ithal etmek istesin ki? Nasil bir sakadir bu, yani adamlar gelin bizim nüfuzumuzu artirmamiza yardim edin, komsu komsunun ... tövbe tövbe...
Mogollarin verdigi cevap ta hic fena degildi: "Türk damat ithal etmeyecegiz! Biz nüfus artisini kendimiz de becerebiliriz!"... Bu kadar esprili olduklarini da bilmiyordum üstelik Mogollarin :) Tebrikler! Böyle sacmaliga ancak böyle bir cevap verilebilirdi.
Bu aciklamanin gectigi oturumda ben de oturmak isterdim ki anlayayim bu ucuk kacik haberci ya da gazetecinin abartometresinin nasil tavan yaptigini.
Eger bu haber yalanlanmasaydi, Mogollar Büyükelciligin kapisina dayanmasaydi bu "fantezisi gelismis" habercinin bir iki sene sonra ki kicindan uyduracagi haber basliklari asagida göründügü gibi olabilirdi:

- Mogolistan hastanelei dogum rekoru kiriyor!
- Mogol kadinlardan sonra, mogul erkeklere ve mogul eseklere de siginma yurtlari aciliyor...
- Mogolistan'da kadin programlarina cikan ve dert yanan Mogol kadinlara, Türk kadinlarindan destek: "Biz size demistik bacim türk heriflerinin ne azgin köpekler olduklarini, kendiniz kasindiniz!"
- Mogolistan'da ki Türk erkekleri yurt disi ediliyor. Bir türk erkegiyle (Ö.A, 31) yapilan reportajda ismini vermek istemeyen Ö.A söyle dedi: "Gelin nüfuzumuzu artirin derken iyiydi ama, simdi isiniz bitti tabii, yurt disi etmek istiyorsunuz! Girdigimiz gibi Cikmasini da biliriz, sizin bir metrelik kadinlariniza kalmadik!!!"
- Mogol kadinlari pismanlik icindeler: "Gözünü seviyim bizim Mogol erkeklerinin, simdi anladik kiymetlerini ama is isten gecti!!"
- Bir baska Mogol kadini "Ben eski kocami istiyorum" diye gece yarisi, karisina inat evlendigi Türk kadiniyla (S.K. 25) beraber yasayan eski Mogol kocasinin evinin kapisina dayandi. Iki kadini polis memurlari zor ayirdilar!!!
- Mogolistan'da ki Türk AKIMINdan sonra dünyaya gelen oglan bebeklerin 98% in adi Cengizhan!!!
- Mogolistan'da ithal Türk erkekleriyle Mogol erkeklerin arasinda cikan catismada, 100 den fazla türk erkegi agir yaralandi. Yarali türklerden biri: "Insan bindigi dali kesermi" diye bir aciklamada bulundu...
- Mogolistan'a yerlesen Türk erkegi Ö.A. : "Nerede bizim babayigit anadolu kadinimiz" diye isyan etti. Türk: "Bir kuru fasulyeye hasret kaldim! Cok pismanim! Hayriye, beni affet!" derken, gözyaslarini saklamak icin kameralarimiza arkasini döndü...


Yalan Yanlis Haberler de tekrar bulusuncaya kadar esen kalin efenim...

:))

Donnerstag, 21. Januar 2010

Office Canavari

Office garip bir yer, icindekiler de öyle.
Kendi islerinden cok benim gelis gidis saatlerimle ilgilenen bir kadin var bogazlamak istedigim. Bazen arkasindan gecerken (gecmem gerek kendi masama gidebilmek icin) sandalyesine bir tekme atmak geliyor icimden. Benim ekranim ona kendininkinden hep daha önemliymis gibi geliyor, cünkü gözü benimkinde hep. AMA HEP!
Onu dövmek de istiyorum üstelik, beni bu noktaya getirdigine göre artik Siz düsünün ne nemrut bir kisilik oldugunu. Icimde ki bütün iyimserlik kayboluyor bir anda onu görünce. Mobbing olayinin bulucusu O'dur, eminim bundan. Zaten benim hayatimda ki takma adi da Mobbydick. Kabuslarimda onun raporlarini bilgisayardan siliyorum, onu dimdislak birakiyorum bir görüsmede. O can havliyle raporlarini ariyor ve bulamiyor. Ben se icin icin gülüyorum icimden, kocaman bir Ohhhhh cekerek...
Kötümüyüm acaba ben? Sanmiyorum bunu, beni kimse bu güne dek kötü olmakla suclamadi ama icimde o kisiye karsi büyük bir nefret daha da büyüyor. Onu affetmek istiyorum verdigi bütün rahatsizliklardan ama olmuyor. Ona bir sans daha vermek istiyorum bazen, ama O her seferinde daha da b... cikariyor.
Biktim O insandan.
Bu yazimi eger kendi diline cevirtip okursa, söyleyin ona, ayagini denk alsin... Icimde ki Cadi ortaya cikarsa ki, Söyleyin ona, ugrasmasin benimle, yirtarim ben onu...

Mittwoch, 20. Januar 2010

dostluklar

bu aksam iyi dostlarin hayatimda ki önemini bir kez daha anladim...
cünkü ONLAR
... benim kötü gecen bir günüme sihirli sopalariyla dokunduklarinda, hayat sevilir oluyor
... bana benim kim oldugumu hatirlatiryorlar
... bana ayna tutuyorlar ki, bir insan ancak baska bir insanin aynasinda kendini görebilir
... bir davete gelirken kocaman bir kutu Glückskekse getiriyorlar ve birer birer aciyorlar bütün kekleri icinden en iyi dilek kagidi cikana kadar
... gülüyorlar, güldürüyorlar hayatta ki her cirkinlige inat
... benden en sevdigim seyi yapmami istiyorlar
... gercekciler ve gercek ediyorlar en olasiliksiz seyleri bile
... en sevdigim cicegi unutmuyorlar ve bir koca demet papatya ile geliyorlar
... kiskanmiyorlar, fesatlasmiyorlar, hesaplasmiyorlar, kesetlasmiyorlar...
... ONLAR seviyorlar kitapsizca
... ONLAR iyiki VARLAR!!!

potpori veya sacmalamalar

ZAYIFLAMAK, Hayiflanmak gibi komik bir kelime. $una kilo vermek desem daha kolay olacak bekli ama, kiloyu kime verecegim ve nasil verecegim, verdigim kiloyu alacak cikacakmi, ya bana geri iade etmek isterse verdigim kilolari o ki$i... ya ben geri alirsam verdigim ki$iden, ya geri almak isteyipte alamazsam... sacmalasam dursam...

ZAYIF OLMAK, Herkes zayiflamak ister -> Yani zayif olmak ama ayni zamanda kimseciklerde zayif olmak istemez. Zayiflamak isterler ama zayif yanlarini kimseye göstermek istemezler... Madem göstermeyecegim, neden zayiflamaya calisayim ki?

MUTFAK GERCEKLERI, Onun icin bu aksam yemege Cey ile italyan sevgilisi Flavio gelecekler. Cok da iyi yemekler yaparim ben, daha önce söylemismiydim. Mutfaga ilk girisim 9 yasima denk dü$er. O zamandan beri de hic cikmadim mutfaktan. Orayi cok seviyorum. Gercekten bir seyler ba$ardigimi ve su fani dünyada bir $eyi iyi yaptigimi bir tek orada hissediyorum, tadiyorum, görüyorum. Yemek yapmak ögrenilecek bir $ey de degil üstelik, kim ne derse desin! Ya hissihati vardir insanin, ya da yoktur. Eger bazi $eyleri iyi digerlerini eh i$te, $öyle böyle yapiyorsa, kanimca yemek yapamiyordur. CÜNKÜ yapabilen herseyi yapabilir, yapamayanlar ise ordan burdan ögrendikleri bir kac ezbere tarifi marifet gibi YUTTURMAYA cali$irlar. Ben kendimi gayet ba$arili bulurum bu konuda, ki dünya mutfagina girmis bir ki$iyim ben. Böbürleniyorum gibi gelebilir size ama inanin bana, kendime kar$i o kadar katiyimdir ki, dogruya dogru yani. Ba$arili oldugum bir alan bulmu$ken b... cikarayim dedim...

YEMEYI BILMEYENLER, Bu ki$iler beni en uyuz edenlerdir. Neden diyeceksiniz, anlatayim: Eger o manda önüne konan bir hazir pizzayi ve üzerinde cali$ilmis ve özenle hazirlanmis baska bir sanat eserini ayni oburlukla, löp löp, cignemeden mideye indiriyorsa (kenar süslerinin yüzüne bile bakmadan ve icindeki müthis baharat karisiminin ne oldugu sormaya bile gerek görmeden), ben onu döverim! Bu tür ki$iler iyi ascilari cileden cikarirlar, böylelerine yemek memek hazirlamaya degmez. Cünki o sadece doymak icin yer; yemeyi bir gereksinim, yapilmasi gereken bir is ve hayatta kalabilmek icin gerekli bir unsur kabul eder. Damagi tad almaya odakli degildir, mideyi doldurmaktir amaci herhangi birseyle. En sevmedigim Yiyengillerdendir onlar. Onlarin ba$ka bir adi da yemeden Yutangiller dir. Aman uzak durun...

Montag, 18. Januar 2010

iyiki

su son zamanlarda garip insanlarla karsilasiyorum.
bir varmis bir yokmus oluyorlar; kendilerini varken yok, yokken var saniyorlar... bir türlü tutturamiyoruz kesisme noktasini... sonunda onlar hep yok oluyorlar, bense her daim var.
kendimi hic terk etmiyorum birde, her durumda varim, bazen arkamda duruyorum korkarak, bazen önümde kendime engel olur gibi... yanimda da duruyorum bazen durum degerlendirmesi yaparken, fikir alir gibi bir baska benden.
iyiki varim, iyiki yoksunuz.

pazar-ötesi

sevilecek gün su pazar-öteleri... pazartesi derler halk dilinde, ama ben pazar-ötesi demeyi daha cok haz ediyorum
herseyi daha dogru yapmak (yada sadece yapmaya karar almak) icin yaradilmis kutsal bir gün...
bir de cumalar var ki... bal seker...
carsambalari henüz birseylere benzetemedim. ortasinda olmak zordur zaten biseylerin... ortada kalmak gibi. her sey mümkündür belki saga, sola, öne, arkaya ama sen o lanet ortadasindir kimildayamadan...

severim pazar-ötelerini

Sonntag, 17. Januar 2010

hic....

blogumun ilk günü oldugundan oburca yazmak istiyorum. bir yandan da yarin gitmem gereke isimi düsünüyorum. ise gitmek, cocukken ne güzel gelirdi kulaga... bir isi vardi insanlarin ve ben ne yaptiklarini cok merak ederdim... is... isleri vardi onlarin... önemlilerdi, önemserlerdi islerini.
oysa is dedigin sevmeden yaptigim ama bana her ay sonunda bir is yapmisim gibi bir sürü para getiren bir oyalanmaymis... üni den sonra da garip bir gururla söylüyordu insan, artik fakülteye degil de ise gittigini... artik parasi vardi ve vergisini ödüyordu... bu ara ilk gelir kagidimi görünce kahrolmustum... parami calmislardi vergi zebanileri... hem de yarisini... peslerine düsmedim hic... sonra alistim bu her ay yapilan hirsizliklara...
ne zaman basladi bende ise karsi olan bu bosvermislik, hatirlamiyorum. acaba her is (en güzeli, en zevklisi bile) gercekten routine oluyormu esasen? bence bu sevdigi isi yapanlarin biz sevmedigi isi yapanlara duydugu acima duygusundan öne gelen bir yalan, daha da üzülmeyelim diye... yalancilari hic sevmem...
geri sayim basladi: simdi uyursam tam 6 saat uyumus olacagim, buda benim bünyeme yeterli ölcü... bu geri sayimlar yarim saatlik adimlarla sifiri buldugu da oldu, zaman azaldikca artan bir panik duygusuyla... daha da cok uyumak isteyip, daha da ayilmak... ne igrenc bir oyun bu... bu oyunu da hic sevmem...
ben cocukken de oyun oynamayi sevmezdim. ben cocukken cok seyi sevmmezdim. cocuklugu hele de... cocuk olmayi, beni cocuk olarak adlandirmalarini, kafami oksamalarini o kibirli yetiskinlerin... ben onlarin kafasini oksamak istemezdim, isteseydim bile boyum yetismezdi, sadece kafalarini oksayabilmek icin boyu büyük yetiskinlere egilmelerini rica etmek de cok uzun boylu gelirdi, vazgecerdim bir an...
kücükken büyük olmak isteyen cocuklardandim evet, ve büyüdüm cocuk olmak isteyip te olamayanlardanim da üstelik... olasiliklar da yalan... hayat neden hep ilerler,,, geri geri gitse mesela bir gün de, bir günün sonunda düne varsak mesela... olurmu acaba...

satisa kapali...

en cok mutlu edecek seylerin hic biri satisa sunulmuyor...
bir kilo sevgi, yarim kilo sefkat, azcik sürpriz, biraz heyecan...
fatura da istemezdim

bir de hayatta en mutlu eden seyler bedavadir derler Almanlar...
hangi kuyruga girmem gerek acaba, ben hep yanlis kuyrukta beklemisimdir zaten...