Sonntag, 31. Juli 2011

tatil sonu buhranlari

eve geleli bi kac saat oldu. bir kahve. ikinci kahve. dördüncü sigara.
ve iste yine yasadigim evdeyim. eve girerken ki o tanidik evin kokusu. dolapta süt yok. sütsüz kahve berbat. tatilin fazlasi zarar. ücüncü haftanin ortalarinda bos bos gezmeye alisan bünye bir yandan alistigina tutunuyor, bir diger yandan tatilin sonunu hatirlatan beyin bünyeyle catisiyor. süt yok. kahve hala berbat süt olmazken.
eve ilk girdigimde yaptigim ilk is yarim saat boyunca yeni aldigim tabloya duvar begenmek oldu. begendim, astim. berbat sütsüz kahve elimde, duvara bakiyorum. tabloya. harem cariyelerine. süt memelerine cariyelerin. süt yok, kahve berbat.
hava alaninda tam ucaga binecekken cekip geri gitmeyi düsündüm. el kol bagli tabi. bok gidersin. sikiysa git. öyle dönmek isterdimki. kus gibi özgür.
pazartesi is var, bundan da beteri pazartesinden önce soguk bir pazar. bavulumu bosaltirken ki elime yapisacak kum taneleri var mesela. hala islak mayom var. ordan burdan aldigim ufak tefek seyler var. kokular var. kiyafetlere sinmis yasanmisliklar var. bavulumu oldugu gibi bassam cöpe.
ekmek yok. kahvalti yok. nakit yok. pazar günü acik olan bi firin yok. veresiye de yok.
tatil yorucuydu. o haliyle bile güzel.
tenim kara simdi, yakinda soyulurum.
aciktim. migdem cekildi.
ucakta arkamda ki veletlerin annesiyle tartistim.
kafvem soguk, sütsüz, tatsiz.
cariyelerin memeleri ise süt gibi.

Dienstag, 5. Juli 2011

küretaj hisler

bir kac yazi önce iyi biseylerin olmayisindan bahsetmistim. keske bir kez de hakli cikmasam. ya gercekten benim payima iyi biseyin kalmayisindan, ya da iyi biseyin olamayacagini ezberledigimden, her ne sebepten olursa olsun, olmuyor iste. kendim yazmiyorum hayat senaryomu. kendi degil her insan yasadiklarinin yazari, bunu artik iyice biliyorum.
her sey olabilirdi, iste ne oluyorsa tam da o herseyin mümkün oldugu anlarda oluyor. nasil bilemiyorum. sanki biri gelip, yazilmis bir mutlu ani karaliyor, son anda biseyler, birileri fikir degistiriyor ve son bildigimiz son. aci(k) son.

baslamadan biten seyler, alinmis cocuklar gibi, dogmadan ölen. küretaj olmak gibi. icinde kipirtilarini hissettigin, icinde dönüslerini ufak tefek bir umudun. sonra si yok. sonrasi küretaj olan hisler.

sonrasinda yasadigim ise, duygularimi aldirdiktan sonra ki buhran.

nasilmi...

birden gözlerim karardi ulu orta, bir binadan digerine giden uzun ince yolda gidiyordum. elimde kahve, digerinde sigaram, giris kartim. kahvemin birazini yere, birazini üzerime döktüm. sonra cöküp kaldim durdugum yere. asagi yukari yüz metre mesafede iki kisi bana dogru yürüyordu. oturdugum yerden kalkmaya calistim yavasca, kalktim, yine oturdum. iki kisi yaklasiyordu hala. onlar gelmeden kalkmaya calistim tekrar. bu sefer basardim. iki kisi yanimdan gectiler. sormadan iyi olup olmadigimi, öylece gectiler. kalktim. gittim.

hava cok sicakti. tramvay da tutamadim kendimi. biraktim. bayilmisim. gözümü actigimda benim inecegim duraga iki durak kalmisti. toparlandim. indim, yavas yavas eve yürüdüm.

öyle zavalli hissettim ki kendimi.
kendime acidim, bir dilenciye acir gibi.

sIk sIk umudunu küretaj olunca insan, acisi cabuk bitiyor ama icinde ki bosluk büyüyor.
bosum simdi. bombos.

Montag, 4. Juli 2011

hey hayat... baksana bi buraya

SIKILDIM anliyormusun SIKILDIM senden

sen agzima sicarken her seferinde afiyetle, ben kalkmaktan SIKILDIM

bana her kalkisimda umudu asiliyorken, ben düserken bana bakip siritmandan SIKILDIM

bana umut verme

umut verme bana !

Donnerstag, 30. Juni 2011

baskin

sanki hic bir iyi sey olmayacakmis gibi geliyor bazen. bazen de bunun böyle olacagini düsündügüm icin mi eliyorum iyi bir sey olabilitesi olan seyleri diye düsünmeden edemiyorum.
ne zaman basladim böyle biri olmaya, hangisinden sonra. hatirlamiyorum.
digeri oldugum zamanlari bile hatirlayamiyorum. oldum mu ben hic öyle. bilmiyorum.
bu his öyle baskin ki, sanki bundan öncesi yok gibi, sildi gecti gibi, gecmiste olduysa eger, olan biteni. ve en kötüsü, bu his öyle inandirdi ki beni kaliciligina, baska birseylere inanmak mümkün degil. biri ciksa ve dese ki, mavi topunu buldum. belki o zaman...

ellerime bakiyorum bazen. dokundugum seylere.
ellerim yasimi belirtmeyen tek bölge bedenimde. ellerim hala bir cocugunkiler gibi.
bir tek ellerim kaldi. baskalarinin ellerine de bakiyorum, birseyler söylüyorlar. konusuyor elleri insanlarin. bazen dilin sustugunu eller söylüyor.






Sonntag, 19. Juni 2011

zaman kayinca

Ben 10 yasindaydim.
O ise o zamanlar ise 20. Ben cocuktum ve o benim gözümde cok büyük, cok yetiskin di. Her pazar gelir yegenlerini gezmeye götürür dü, benim de teyzemler de oldugum zaman beni de alirdi digerleriyle beraber.
Her zaman degil, bazen. Cünkü yegenleri erkeklerdi, ben ise celimsiz kara bir kiz.

Aradan 18 yil gectikten sonra market önünde domatez secerken karsilasmamiz ise hayatin ara sira yaptigi oyunlardan biri.

Hemen tanidim o zamanlar agabey dedigim O'nu. O ise biraz bakti önce yüzüme, gülümsedi sonra. Tanidi celimsiz kara kizi.

Sordu anlattim. Bazi insanlar birinin, görmedikleri uzun zaman icinde, degismeyecegine / büyümeyecegine inanmayi severler. O da onlardan biri.

Alisveris cantalarim ve ben eve servis edildik, numarami aldi. Ne kadar güzelmis beni tekrar görmek.

Biri on, digeri yirmi yasindayken imkansizdir bir cok sey. Bir cocukla bir yetiskin. Fakat zaman icinde kaydikca bir nokta dan sonra basliyor beraberligin mümkün olabilecegi en kücük yas siniri. Matematik gibi yani. Bir yil x ten sonra. Bu x ise kisiye göre degisiyor. O'nun gözünde ben x'e gelmis ya da x'i gecmistim, bugün bunu gördüm.

Biz biz olmasaydik, bi flirt bile denilebilecek bir konusmaydi domatez reyonunun basinda ki.

Ne tuhaf aslinda, bir ciftin arasinda 15 yil yas farki var diyelim. Biri 5 yasindayken digeri 20 yasinda ve hayata karismis oluyor. Ilk sevgilisi olmus, ilk tatilini yapmis ve daha bir cok ilk'i ardinda irakmis. Digeri ise hala sümügüyle oynuyor. Bunu hesaplamak fen bilgileri diplomasi gerektirmiyor elbette, fakat hissihatini düsündüm ve cok garip geldi birden gözüme.

Gözleri yaslanmis bakiyorlar di.

Benimkiler de, simdiden.

Freitag, 17. Juni 2011

bi ögle ile bi aksam

cogalmak isterken azaliyorum gibi bu aralar. cikmak isterken batmak gibi.
bazen de hic birsey yapmadan bakiyorum etrafima, insanlara.
bugün yine hep gittigim cafe de gecirdim ögle paydosumu. kitabin bir yerinde takili kaldim.
ayni cümleyi kac kez okudugumu hatirlamiyorum. o kadar cok okudum ki o cümleyi, okudukca anlamini yitirmeye basladi kelimeler. bu oyunu sIk yaparim. birbirine benzeyen iki kelimeyi ardarda tekrarlarken hangisinin ne anlama geldigini unuturum.
bknz: pencere ve tencere
tabi cok kelime yok birbirinden bir harf ile ayirdedilen.

bi ara garsonu cagirdim, hesabi ödeyecegimi sanip bana borcumu söyledi.
oysa bi kahve daha isteyecektim. ödedim. kalktim.
bes senelik barmenlik ve garsonluk zamanim da cagirildigim da müsteriler tarafindan, arzularini sordum. kafamdan yazmadim hikayeyi.
acele gitmemi gerektiren bi durum da yoktu. cafe bos sayilirdi.

sehir merkezine gitmek gibi bi hata da bulundum is cikisi.
neden gittigimi bilmeden gittim. gittim iste.
bi ihtiyacim yoktu. evin de eksigi.
alisveris cantalariyla dolasan kadinlarin suratlarinda ki memnuniyete anlam veremiyorum.
meziyet, maharet, guru kaynagi bi durum yok ortada. para vermissin, almissin. ne bu yani.

alacak biseyim olmadigindan hemen geri dönmeye karar verdim.
duragin altinda ki manavdan bir kilo kiraz aldim. eve gelip actigim da bir kilo gözüme o kadar az gözüktü ki, acaba bir kilo demir mi, bir kilo kiraz mi daha az görüy
nür diye sacmaliklar gecirdim icimden. ve merak ettim bu az önce ki sorunun (kiraz=pamuk versiyonu) daha ilk dillere düstügü zamanlar da "bir kilo demir" cevabini veren olmusmudur diye.

simdi sadece kiraz cekirdekleri var önümde. kursun gibi. birini ceviz kiracagiyla kirdim, icine baktim.
küt diye kütle.
bisey yokmus icinde.


Donnerstag, 16. Juni 2011

-

uzun zamandir düsünüyordum terk etmeyi
ettim bugün
bitti

ne kimseyi görmek
ne kimseye görünmek
ne göstermek özel anlarda cekilmis fotograflari
ne görmek kimsenin özelini
ne kimse beni dürtsün
ne ben kimseyi dürteyim
ne kimse begensin
ne ben begeneyim
ne halimi sorsun kimse
ne bileyim kimsenin halini

silinmek arzusu uzun zamandir var icimde
bir defterin solgun sayfalarina kursun kalemle yazilmis gibi
zamanla solgunlasmis hafizasi bir yapragin
belli belirsiz orada
öyle silinmek zaman tarafindan itinayla

silip atmak zavalli cirpinislari
cünkü biliyorum
hissediyorum
öyle kolay olmayacak toparlamak, toparlanmak
hic kolay olmayacak
gücüm de yok
biliyorum bu sefer olmayacak

onun icin hic savasmadan
birakiyorum
gücüm kalmadi

bir
iki
üc
oldu

benden bu kadar
size iyi yayinlar





Dienstag, 14. Juni 2011

A N L A M S I Z

bir sebebi olmasi gerekmiyor ki
iste bu yüzden' diyesin gerisin geriye
göz kalbe naksetmeye meylettiyse bir kere
seytan da O'ndan yana
melek te

Freitag, 3. Juni 2011

kara

dün uzun zaman dan beri ilk defa agladim, aglayabildim.
ferahlatici degil di, hani olur ya, rahatlar insan agladiktan sonra.
kosulsuzca seven birinin sesini duymayi bekliyormusun.
korkularim dan bahsettim ona, elestirilmeden, yargilanmadan, korkmadan.
sesimin titredigini hissettim.
tutmak istemedim kendimi.
biraktim.
öylesine agladim.
o ise dinledi hickiriklarimi.
nasihat etmeden, yol göstermeden.
sadece.
dinledi.

gözlerim sis ti sabah uyandigim da ve ise gec kalmistim.
her sabah alti da calan zilin sesini duymamis, saate bakip gec kaldigimi anladigim da ise panik bile olmamistim.
umrum da degil di hic bir sey.

ofis bos simdi.
yazman gereken raporlar önümde.
ben ise defterim de.
karaliyorum hayati.
kara.

Yogi

bugün bir Yogiyle karsilastim parkta. bana tapinaktaki hayatin dan bahsetti, bir iki resim cikardi gösterdi. sordum anlatti.

sonra elime biseyler karaladi verdi. bir kagit parcasin da üc sey yaziyordu. avucumun icindeydi kagit. sorular sordu. cevapladim.

kagidi actim, icinde yazili üc sey vardi, benim, bana kagidi bana verdikten sonra anlattigim.

ya iyi bir ilusyonistti o. ya da gercekten bir Yogi.

ne olur Yogi olsun.

yazdiklari benim olsun.

üc vakte kadar o üc sey olsun.

3 sey

1
2
3

ne kolay esasen.

3 vakit.
3 sey.

Donnerstag, 2. Juni 2011

kusuyorum, görüyormusun

zehirleniyoruz hergün yeniden. gün oluyo domatez de, gün oluyo hiyar da saniyoruz zehir. Ama aslinda zehirleyen de biziz, zehirlenen de.

bir seyler yolunda gitmiyor. sanki attigim her adim dan sonra iki geri gidiyorum.
benim le alakali degil olan cok sey, hersey benim basari ve ya basarisizligim la sonuclanmiyor ve iste tam burada belli oluyor iyi niyet.

elekten gecirmek her sözü, incelemek lafi agizdan cikmadan önce, belki bir gün bana zehir olarak geri döner diye. bu degil ki anlami dostlugun!

en sevdigin en cok yaraliyor, en cabuk kayiyor elden.
en sevdigin en kaygan oluyor her seferin de.
hakli cikmaktan da nefret ediyorum üstelik.

karin hep dogruyu söylüyor aslin da. yanilmayi umuyorum bazen onu dinlemeden, ama hakli cikiyorum her seferinde. hakli cikmaktan da nefret ediyorum üstelik.

sitem degil bu yazdiklarim, sadece tespit.

böyle günler de kendime daha bi yakin hissediyorum kendimi. kimse yok aslinda. belki budur sebebi.

diger seylere deginecek olursam, kimi cocuk yapiyor, kimi cok mutlu bir koca buldugundan, kimi spora basliyor, kimi icmeye, kimi dinliyor sadece politik olmak adina, kimi söylemiyor asil düsündüklerini, zehirliyor.

seffaf degiliz, iste en cok da bu cekilmez kiliyor hayati.





Mittwoch, 25. Mai 2011

CAGRI

pek bir tatsiz, pek bir tuzsuz, pek bir bana-dokunmayinim bu aralar.
icimde ki sIkIntIlarI birseylere yormaya firsat birakmadan gayet acik ve net yorumlaniyor hersey.

yildiz falim "ufak tefek miktarlar da büssürü para gececek eline" derken, hayat bana hic de öyle mütevazi olmayan bi rakam dayadi mesela bugün.

sabah o mesud eden mektupla uyandim.
actim
okudum
bi sigara yaktim
sonra ardinan bi daha
bi daha daha
anladim, kacari yok

mektup posta kutusundan cikti bi kere... devlet te onlardan yana, hukuk ta...

is yerin de ki performansi mi ölcecek olsa patron, aninda kendimi minik bir kartona iki üc parca ofis alet edevati ni toplarken bulurum. bunu bilerek calismak ise azab, bildigin iskence.
ekran da takipte ki bloglarimi okurken görünmek bile tedirgin etmez bir haldeyim.

evet bikkinim hayatim dan, yukari de ki paragraflarin suyu sIkIldIgInda geriye kalan bu.

BIKKINLIK

ne yapsam gecer diye düsündüm ve bu düsüncenin bir sonuca varamayacagini anladim. cünkü zaten bir zamanlar yapmaktan zevk aldigim seyler bile bayiyor.

BAYGINLIK

bayginlik demisken, bu gün erken cikabilmek icin, dünyanin gelmis gecmis en aptal ve ucuz yalanini (basim ve ya karnim agriyor) uydursam mi diye düsündüm. biraza daha inandirici olsun diye, ufak bir bayginlik oynamak bile gecti aklimdan.

AZMIM NEREDE



nereye kactiysaniz CALISKANLIK, ey AZIM, ey HAZ, ey ne bilim ne.

beni duyuyorsaniz, EVETe gidin!




Donnerstag, 19. Mai 2011

sizin de psikopatiniz var mi?

benim var. ara ara, varligini tam unuttugum anlar da, bir sekilde zehirini gözüme, kulagima akitan ve bundan bi hayli zevk alan bir psikopatim var.

mutsuz, umutsuz, alakasiz kisiler bunlar, etkilenme, umursama, duyma, görme desem de kendime, etkileniyorum. sonra migdem bulaniyo. kusma noktasina bile geliyorum zehirin dozu yüksek oldugun da.

dün gece, yine yeniden bir sms ile uykumu kacirdi.
kalp atislarimin hizlandigina bu denli net sahit oldum ilk defa.
gerildim, sinirlendim.
benim gibi karincalarin üzerinden atlayarak gecen birine bile vahset senaryolari yazdirabiliyor kendisi.
katil etme kapasiteli yazilar yaziyor.

onu evrene havale etmeye kiyamiyorum. kendim parcalamak istiyorum.
bi sekil de canini yakmak, fiziki acidan.
dün onu bicaklamak istedim mesela.
sonra uzun uzun katil olmanin insana ne kadar uzak görünse de ne denli olasi oldugunu düsündüm.

mantralar düsündüm.
birini kendim de cok begendim.
o cümleyi tekrarlaya tekrarlaya uyumusum.
sabah uyandigim da aklima ilk gelen yine o mantraydi.

kus tüyü yastiklar da, güvenli kollar da uyumak uyanmak varken... ben
neyse... bu da baska bir travma

Dienstag, 10. Mai 2011

ay isigin da öpüsmek disinda yapilabilecek seyler

aman bakin ay ne güzel bu gece, keske bi manitam olaydi da ben de o ayin altin da sarmas dolas öpüseydim... DEMEYIN

cünkü ayin bu kadar güzel oldugu bi gece de yapacak baska hos aktiviteler var

asagi da göreceginiz liste henüz "ah hakliymissin be kader, ne kadaaaar cok sey varmis" dedirtecek türden uzun uzadiya degil henüz (yazi basligiyla celiskiye bakiniz) emme gelisecek tir zaman icinde. büyüyüp yalniz ay'li geceler de uzun bi liste olacaktir

1) kosuya cikin, ben ciktim bu gece. tek tük insanlar var di itini cise cikarmis olan bi de ben
köpegim olsa ben de onu zirt pirt cise cikarirmiydim diye düsündüm. cevap gayet net: HAYIR.
ona klosete oturarak (ayakta degil, dikkat) cis yapmayi göretirdim. bu ona ögretecegim ilk sey olur du. kicini silmeyi hatta ve hatta yikanmayi ve taranmayi da ögretirdim. deo kullanmaya alistirir, dis fircalatirdim...

ben köpek almiyim, degil mi?

2) ay isigin da öpüsenleri (bu gece itleri cis yaparken öpüsen bi cift var di) kinayin, ben kinadim. ayip dedim, olan var olmadigi icin kosturan var dedim. akilli olun gidin eviniz de öpüsün dedim

3) ay isigin da öpüsenleri kiskanin, ben kiskandim. yanlarin dan gecerken en azindan zinde ve fit görünüp onlara "vicdan yaptirmak" istedigimden bir hizli gectim, rüzgar gibi...

4) ay isiginin pek bi özelligi ve romantizmi olmadigina kendinizi inandirin, ben inandirdim. ne bu dedim, ne kitsch bi klische... alti üstü ay, yaniiiii

5) ayin bir dede oldugunu düsünün ve bir dedenin sizi izledigini hayal edin öpüsürken, ben yaptim. ve öpüsürken beni izleyecegine, kosarken izlemesi daha az pedofile bi haraket dedim, ve hakliyim öyle degilmi. bir dedenin beni izlemesi kadar romantizmi öldüren baska bisey söyleyin bana... hadi hadi... yok dimi

6) ay'in sizi öpüsürken görünce ertesi günün yildiz falin da size gezegen dostlariyla beraber ne gibi kuyular kazacagini düsünün, ben düsündüm. deger mi? degmez tabii, akilli olun

7) ay isigin da sigara icin (bakiniz sigara öldürmüyor, spordan sonra bile), ben ictim, gayet te hostu...

ha bi de cok yorgunum
ay isigi olmadan yapilabilecek seyler listesi de gelecek...
mesela uyumak
uyuyorum.

Montag, 9. Mai 2011

tik tak tik tak ... ya da frekansini sikiim

Cok sasirtici olmadi bu duyduklarim ama birazdan yazacaklarimi bir erkedigin agzindan bire bir duymak beni kisiligimden cikardi. Konumuz cocuklar, beraberlik, kadinlar ve erkekler ve kadinlarin yasi. Sizi yormadan hemen diyaloga geciyorum bacilarim.

BEN: haftasonun nasil gecti, neler yaptin, annene gittin mi?

O: evet dün annemdeydim, pasta ve cicek aldim anneme, güzel gecti. Ablamin cocuklari da varlar di. Ufakliklari parka götürdüm, oynadik.

BEN: ah ne hos, cocuklar la oynamak cok zevkli, insan genclesiyor sanki

O: evet ama cok yordular beni, cok az gördügüm icin onlari isteklerine karsi hayir diyemiyorum. Bir tur daha, iki sefer daha derken 3 saat park ta kaldik ve öyle yorgunum ki bugün.

BEN: ee olacak o kadar, cocuklar da yorucu tamam ama senin kondisyonun la da alakali olabilir yorgunlugun

O: düsündüm de ben cocuk istemiyorum. Düsün bi, bu yasa kadar s... dogrultusun da gitmissin, istedigin zaman yatip, istedigin zaman kalkmissin, istedigin gibi harcamissin zamanini ve birden bi velet cikiyor senin bütün vaktini, enerjini, parani aliyor elinden.

BEN: ama insanin kendi cocugu oldugu zaman onunla zaman gecirmek ve ilgilenmekten zevk alir. Elamelin pici olmayacak ki senin cocugun! Hem zaten eger baba olacak olursan eminim ki ilk bi kac sene kadin evde kalacak, isinden ödün verecek. Sen ise aksamlari ve hafta sonlari cocukla alakadar olacaksin. Hem o kadar zor degildir. Belli yasa eristikten sonra hersey kolaylasir.

O: Tamam ama ben 34 yasindayim mesela, ee cocuk sahibi olana kadar belki 40 olacagim. Düsün, bir kadinla tanisip ona asik olup, beraber yasayip, evlenip cocuk isteyene kadar bi 4 sene gececek. Benim tanistigim kadinalr genelde 30 veya üzeri oluyorlar. Onlarla biyerlere varana kadar kadin belki 40 olacak. 40indan sonra da kadin icin de zor...

BEN: eeee

O: Eee si, gecenler de bi kadinla tanistim. Iyi anlastik, evlenebilecegim bi tip (bu evlenebilinecek kadinlar hakkin da ki zehirimi kismetse baska bi bahara birakiyorum!) ama kadin 35 yasinda. Ben onunla evlenme noktasina gelene kadar kadin 40 olacak.

BEN: eeeeeee bi cok kadin 40 yasinda anne oluyor. ne var bunda ?

O: ama iste, belki de haksizlik ettim kadina. Beraber olduk tabii ve ben bu cocuk isini düsündükten sonra vazgectim.

IC SESIM: öküzsünüz hepiniz. hepinizin a... koyim

ASIL SESIM: peki ne dedin kadini terk ederken ?

O: ya tabii kadini üzmek kirmak da istemedim, ben de "FREKANSIMIZ UYMUYOR" dedim.

BEN: ama kadinla iyi anlasmistiniz hani? Sence kadin bunu yuttumu?

O: bilmiyorum, ondan beri hic aramadi ve öylesine aradim gecenler de ve cevap vermiyor.

BEN: sasirdin mi peki cevap vermeyisine?

O: yooo, umrum da degil...

IC SESIM: agzina siciim senin

--------------------------------------------------------------------------------------------

evet güzel bacilarim, ne ögrendik peki biz bu yukarda ki altin degerinde olan diyalogdan...

1. hemen birini bulun, 30 olmadan evlenin, bir biri ardina sallayin cocuklari diycem

yalan söyledim :))

saka saka...

1. Pabuc birakmayalim bu ve bu gibi öküzlere

2. Her kadin gec yasta da anne olabilir, strese girmeyelim, yoga ya devam. Tabii ki 40 yaslarin da dogum daha kritik kadin icin fakat iyi giden bir sürü örnek var

3. Ve insanin yaninda böyle bi öküz olmadiktan sonra hersey icin umut var

4. Vermeyelim diycem nikahi basmadan ama olmuyor biliyoruuuum, biz de insaniz, bizim de libidomuz var allah allah yaaa

5. En azindan sadece belli bir yasi gecmeden evlenmek icin kasmayalim...

6. Evli ve cocuklu olmak zaten ulasilmasi gereken son nokta DEGIL ! (buradan Demek Akalin'i o siktiriboktan sarkisi icin kutluyorum. O kadin neden sarki söylüyor ki anlamis degilim!)

7. Adamin öküzlük derecesini ögrenin !

8. Bunun icin bir takim testler yapabilirsiniz, ben hep yaparim. Test sonuclarimin iyi oldugu söylenemez emme insan kendini testi yaptiktan sonra daha iyi hissediyo... aptal durumuna düsmüyo en azindan.

unutmadan...
yukarida adi gecen kisi akademisyen, modern gecinen, disardan gayet hos ve ici bir hayli bos ve celiskili biri(ymis) bugün anladim. Aninda sildim...

Evet bacilarim. Bugün pazartesi ve canim sikkin... ve disari da 25° günesli bir gün... ve ben ofiste, bikkin ve isteksiz...

daha ic acici seyler yazmak umuduyla

Freitag, 15. April 2011

öyle cok sey oldu ki ----ya da---- yok be bi bok oldugu yok

TATIL------------------------------------------------------------ bi tatil yaptim üzerinden 3 hafta gecti neredeyse nesini anlatsam bilemedim. iste öyle günes, kumsal, kitap, dergi, özlem ciplak yasli vücutlar, uygunsuz ciftler, ve onlarin picleri sonra Heike ve Achim, Jauch, Gabi ve o dillere destan mimikleri sonra efenime söyliyim, dengesiz bronzlasmalar, yerli yersiz günes yaniklari aaaaaaaa unutmadan "tàk tàk tàk" ki onlar kendilerini biliyorlar evrenin hain oyunlari ve bu tatile damgasini vuran en salak davranis ise "all inclusive" alip "pehriz" yapmak... "bu ne all inclusive, beune pehriz, bu ne lahani tursusu" dediginizi duyar gibi oldum sanki unutmadan tatile damgasini vuran terim ise "permatüre menapoz" oldu!! TATIL Sonrasi ilk hafta------------------------------------------------------------ is basi yapmanin verdigi dayanilmaz agirlik ikinci günden bindi üzerime yapacak bisey yok tu, calistim, cok calistim, aferin aldim... galiba yakinda bi maas artisi beklenebilir TATIL Sonrasi ikinci hafta------------------------------------------------------------ hatirlamiyorum, sanirim calistim TATIL Sonrasi ücüncü (yani bu) hafta -------------------------------------------------- bu konu hakkinda özel bi yazi tasarliyorum tek basina ayakta durabilecek bi yazi olacak cünkü icinde "somon baligi, gazete muhabiri, champagne, is arkadasim ve eski sevgilisi, yeni sevgilisi, taksi soförünün atmak istedigi kazik, ertesi günün hangover'i" gecen yazi aksama blogda olacak. ilgililere duyurulur simdi biraz gidip bankaci durusumla bi kac kisiyi üzeyim bari.

Montag, 21. Februar 2011

ic sesim

heyecanla baslayan günler var di bir zamanlar.
sabah uyanirken, dusa girerken, ne giysem diye gardrobu alt üst ederken, makyajin son retüslerini yaparken anlamsiz, sacma ama mutlu eden bir heyecan.

sanki o günmüs gibi, o önemli gün, o ilerde sIk sIk hatirlanacagini sandigin, herseyin degisecegi, hayatin o bir tek önemli günü, o degisimin günü, o her siktiriboktan sacmaliga (adina zamaninda sevgili iliskisi dedigin) sünger cekecek, gercek esas ve kalici olana temiz bir sayfa acacak, O GÜN sanki o günmüs gibi.

öyle sürer gecer di O GÜN. is yerinde, ya da okulda, her ne yapiyorsan artik sokakta, markette, sinemada o tatli heyecanin kelebeksi hafifligin de gecer gider di o gün de. hafifligin verdigi aurayla cekerken güzellikleri ve günün sürprizlerini üzerine, unuturdun o günden olan beklentini... öylesine yasardin ani.

o gün güzel gecer di. genctin, tazeydin. sabah uyandigin da bile güzeldin. öyle takip üzerine en eski kotunu ve yikanmaktan incelmis t-shirtini Cannes film festivaline giderdin belki de düsünmeden. kara listen bu kadar kabarmamis ve umutlarinin stocku bu kadar bosalmamis ti o günler de.

pembe renk ya da cicili bicili seyler sana yaslandigini hatirlatmazdi o zamanlar. herseye acik, hekese bir sans verebilecek kadar yeniydin hayatta. gülümseyebiliyor dun bi cocuga, dilini cikarabiliyordun. bir erkegin bakislari seni rahatsiz etmiyor, aksine seni sevindirebiliyor du tramvay da. gözlerin bakiyor du, görmek, görülmek icin.

hayatta yoktun, var olmak icin cabaliyordun.

simdi varsin, kaybolmak icin ugrasiyorsun ey SEN.


Sonntag, 13. Februar 2011

Kader di bu belki de - ya da - bos bardaklar

seneler sonra dün aksam tekrar gittim oraya.
orasi ki 5 yil boyunca 4 aksami gece, geceyi sabah ettigim.

bardaklar var di tezgahlarda
dolu, bos, kirli bardaklar

icgüdüsel olarak boslari toplamak,
birilerinin siparis vermek istedigini fark ettigim de "ne alirdiniz" demek,
1 metrekarelik kücük mutfagim da ki kirlileri yikamak, sarap bardaklarini parlatmak
geldi icimden

icim doluydu o yillarin agirligiyla.
icime icki doldurdum.
icim sarhos oldukca,
disim dans etti.

dün aksam görmeyi arzuladigim kisi o yillardan kalma biriydi
bir geceydi sadece benim eglendigim o yerde
25inci dogum günüm dü
25 kisi davetliydi
24ü gelmis
geri kalan 1ini bekler olmus tu gözüm
sonra gelmisti o hic 1lesemedigim kisi
sonra gece olmustu
o 1 kisi gitmis ti
bense bir sifirdim
1 - 0 maglub!

dün aksam beklenen degil beklenmedik biri cikageldi gecmisten.
8 sene sonra karsimda duruyordu.
sasirdim!
sasirdi!
elimi uzatmak bile aklima gelmedi, garip oldu.
biraz kilo almis, göz altlari hafiften kirismis, kivircik saclari kesilmis, gözlüklerinin yerini lensleri almisti.
sasirdim.
sasirdi.

iyi görünüyormusum hala, hic degismemisim, yaslanmamisim, aksine daha... bilmem ne...

benim tecrübesiz, kendime küs, gelecegimden endiseli, dünyaya karsi durdugum, herseyin ne kadar boktan oldugu zamanima denk gelmisti.
yazik ona. cok eziyet etmistim.

konustu.
konustum.
cok sordu, az anlattim, cok ictim, cok sarhos oldum.
dans ettik.

tuhaf! benim aklimda kalanlar la onun hafizasina yer etmis olaylar ne kadar farklilar di. o detaylari sever di. surda sunu demistin, burada masadan kalkip gitmistin, tavlada yenilince elimi isirmistin, su aksam bize su yemegi yapmistin... tenin hala o kadar ipeksi mi...

ona bir kitap vermisim ayrilirken, hem de kötü niyetle ve verirken "bak bu kitapta ki ana karaktersin sen, sen hastasin, oku ve gör kendini" demisim...
unutmusum, hatirlayamadim.
ne ayip etmisim.
hak etmistir, kim bilir!

tuhaf! yasandiktan sonra kötü olanlari hafizadan silme gibi bir self-cleaning-fonksiyonu var ise beynin, benim beynim bu konuda kendini asmis. iyiler kalmis hep anilarim da. kizmak seneler sonra, sacma! o anlattikca zaman zaman hatirladim bazi seyleri. kizamadim, ne kendime, ne ona.

biz cocukken birlikte olup küs ayrilmistik, ve büyümüs halimizle barismak icin tekrar karsilasmistik.
Kader di bu belki de.

ve biz cocukken basarmadigimiz birseyi basardik.

dost olduk.

Samstag, 5. Februar 2011

anliklar

..........................................................

bir yerde duruyor öyle ask
bana bakiyor ben görmeden
ne o bana geliyor
ne ben onu görüyorum

bir yerinde duruyor ask hayatin
ne o beni buluyor
ne ben onu ariyorum

bir yerinden kaniyor ask
bir yerimden kaniyorum
bir yerim cok aciyor
bir yerim uyusuk

Donnerstag, 3. Februar 2011

eger bu is olursa

eger bu is olursa kisa zamanda köseyi döndüm demek
eger bu is olursa ve o malum köseyi dönersem albümümü cikarmaya param olacak demek
eger bu is olursa ve param olursa ve albümüm cikarsa rüyam gercek olacak demek
eger bu is olursa 5 sene sonra tasiniyorum demek
eger bu is olursa ve tasinirsam iste bu Istanbul demek
eger bu is olursa ve Istanbul olursa iste bu ne demek

bilmiyorum


noooooooooolur olsun bu is

enerji enerji enerji yollayin bana